Köyüm Mursal ve Unutulmaz Anılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Köyüm Mursal ve Unutulmaz Anılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.2.26

KÖYÜM MURSALLA İLGİLİ VİDEO VE RESİMLER

 


https://www.facebook.com/share/v/1GJNVy52Gu/  TIKLARSANIZ YADA  GÖGLEDE ARARSANIZ ANILARIMI GÖRECEK  VE İZLEYECEKSİNİZ.

3.9.25

MEMLEKETİM SİVAS DİVRİĞİ MURSAL KÖYÜ ALTIN MADENİ ARMASI İLE İLGİLİ VİDEO

DOĞAYI VE DOĞALLIĞI SEVİYORSANIZ MUTLAKA İZLEMENİZİ ÖNERİRİM
KÖYÜM MURSAL'DA ALTIN ARAMAYLA İLGİLİ KÖYÜMÜZÜN DOĞASI, YAŞAM ALANI YOK EDİLİYOR.
VİDEOYU DİNLEMENİZİ ÖNEMLE ÖNERİYORUM.
https://www.facebook.com/caner.sonmez1/videos/10212634611967290/

3.8.22

Köyüm Mursal ’da 2022 yılında yaşadığım unutulmaz an ve anılarımla ilgili vedeo ve fotoğraflar





K yazmaya başlamadan önce, tüm içtenliğimle ve ifade etmek isterim ki acısıyla, tatlısıyla, üzüntüsüyle, mutluluğuyla, efkarıyla, özlemiyle, hayatımın en unutulmaz, en uzun, en huzurlu, en duygusal tatilini, 2.5.2022 - 14.7.2022 tarihleri arasında, ata yurdu, baba ocağı olan, Sivas, Divriği, köyüm Mursal ’da yaptığımı, özellikle her sabah erkenden, gün doğmadan sabah yürüyüşlerimde Mursal’ı, mezralarını, yaylalarını, dağlarını, çevresini, içini doya, doya gezdiğimi, gördüğümü, çok sayıda resim ve videolar çektiğimi söyleyebilirim.

Köyde kaldığım süre içinde, kışın dondurucu soğunu yaşadım. İlk günlerde, dağların karla kaplı olduğunu, kar yağışını tipiyi, yaşadım. Günler ilerledikçe, karın eriğini dağların, yaylaların renga renk, kır ve bahar çiçekleriyle süslendiğini gördüm. Mantar, kuzu kulağı, yemlik, kekik topladım. Özellikle mezramız dişlerin’de, yaylamız yartmış’da, köyüm Mursal da çocukluk ve gençlik anılarımı anımsadım. O günlerde, çocukluk ve gençlik yıllarımda tanıdığım, arkadaşlarımı köylülerimi, akrabalarımı gördüm. Rahmetli, olan arkadaşlarımı, akrabalarımı köylülerimi saygıyla, özlemle, rahmetle anıyorum. Mekanları cennet olsun.

Köyümün görülmesi, gezilmesi gereken en güzel günlerinde, aylarında, Eşimi ve beni evlerine davet ederek, unutulmaz günler an ve anılar yaşamamızı sağlayan, eşimin eniştesi Zeynel ve ablası Ayşe Temel’e, Büyük ablası, Meryem ve Ferhat Kaya’ya yürekten teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.

Babamızdan miras kalan, köyümüz içindeki, tarlamız üzerinde 1990 lı yılların sonlarında, ev yapan, eşiyle birlikte yazarı köyde, kışları Ankara da kalan ağabeyim, kapısının önünden geçerken, kardeşim ve yeğenimle birlikte, beni gördüğü halde, neden hoş geldin gardaş deyip, evine davet etmediğini, Bu kadar güzel unutulmaz an ve anılarımı, ağabeyimle birlikte, ağabeyimin evinde neden yaşamadığımı, açıklayacağım.

Köyümde bulunduğum süre içinde, ziyaret ettiğim, evlerine konuk olduğum, selam verip karşılaştığım, sohbet ettiğim, resimlerini çektiğim, hısım ve akrabalarıma, tüm köylülerime, kucak dolusu selamlarımı, gönül dolusu sevgilerimi yolluyorum. Hepsine ve her birisine sevenleriyle ve sevdikleriyle birlikte sağlık huzur ve mutluluklar diliyorum.

Doğayı ve doğallığı seven çok değerli, gönül dostlarım.

1947 Sivas Divriği Mursal köyü doğumluyum. 3 erkek, 5 kız, 8 öz kardeşten biriyim. Tüm kardeşler, köyümüz Mursal’da doğduk. En büyük ağabeyimiz 1938, en küçük kız kardeşimiz 1958 doğumlu.

1988 yılında babamızı, 2008 yılında, bir kız kardeşimizi, 2014 yılında annemizi, en son ise 2022 yılında bir kız kardeşimizi daha kaybettik. Onları rahmetle saygıyla sevgiyle özlemle anıyorum. Mekanları cennet olsun.

Köyüm Mursal yüksek dağların başında, yama dağının eteğine kurulmuştur. Bir zamanlar nahiye olan Mursal, Divriği ilçesinin en büyük ve en güzel dağ köylerinden birisidir. Mursal’da geçim kaynağı (doğduğum yıllarda) zor koşullarda, ağır kış ve doğa şartlarında yapılan çiftçiliktir. Reçberliktir. Çocukluğumda köyümde çarık giydiğimi, tezekle ısındığımızı, tahta kaşıkla yemek yediğimizi, gaz lambası ışığında oturduğumuzu hatırlıyorum. Bebekliğimde, yeni doğan tüm çocuklar gibi bende, çocuk bezi yerine, beşikte öllüğe (toprağa) sarılarak büyümüşüm.

Köylerde çiftçinin desteklenmemesi, yeterli devlet hizmetlerinin yapılmaması, özellikle köy enstitülerinin kapatılması sonucu, 1950 yılları sonunda, köyden kente çok büyük çapta göç akını başlamıştır. Köyler boşalmıştır. Terk edilen evlerimiz yıkılmış harap olmuştur. Reçberlik, çiftçilik köyümüzde (birçok köyde) tamamıyla bitmiştir. Hayvancılık, Tarım, ziraat yok olmuştur. Ekilip biçilen tarlalar boş kalmıştır. Köyümüz emeklilerin, tatil köyü, tatil cenneti haline gelmiştir. Köyümüzde yaşam biçimi çok önemli ölçüde değişmiştir.

1955 yılında, 8 yaşında iken, Ankara’da bulunan Rahmetli amcamın (emmimin) yanına okumak için gönderildim. 1972 yılında evlendim. Evlendiğim yılda, devlet memuru olarak Ankara’da göreve başladım. 1980 yılında, Bursa’ya tayin edildim. 1999 yılı sonunda emekli oldum. 2 kız çocuğu babasıyım. 3 torun dedesiyim. Halen Bursa yıldırım ilçesinde ikamet etmekteyim.

Küyüm Mursa’la, 1955-1974 yılları arasında okul tatillerinde (yaz aylarında ) her sene, uzun yıllar trenle gidip geldim. Babam ve annem 1958 yılında, baba ocağını tüttüren iki ağabeyim ise farklı yıllarda 1960 yılları sonlarında, 1970 yılların başlarında köyümüzdeki evimizin kapısına kilit vurup, Ankara’ya yerleştiler. Geçen yıllar içinde evimiz yıkıldı, harabeye döndü. Tarlalarımız ekilmez biçilmez oldu.

En büyük ağabeyim, köyden ayrıldıktan sonra, bu güne kadar köyümüze bir ya da iki defa gitmiştir. Diğer ağabeyim ise, 1990 yıllarda emekli olduktan sonra, köy içinde (aşağı çevirme mevkiinde) bulunan, 8 kardeşe miras kalan tarlamız üzerine, tarlası tarlamıza sınır olan akrabamızla, bizim tarlamız üzerine 2 takım halinde ev yapmışlardır.

Bende 1999 yılı sonunda emekli olduktan sonra, aynı tarla üzerine, emekli paramla ev yapmak için, aynı köylü olan eşimle birlikte yazları köyümüzde kışları Bursa’da kalmak için 2001 yılında köyümüz Mursal’a gittim. Ama ev yapamadım. Neden ev yapamadığımı, anılarımın sonunda, ilk kez ayrıntılı olarak, açıklayacağım. Açıklamamı özellikle kardeşlerimin, yeğenlerimin, merak eden akraba köylülerimin, miras sorunu yaşayanların, dikkatle okumalarını önemle, ısrarla öneriyorum.

2008 yılında köyümüze, tapu kadastro hizmeti gelmesi üzerine, babamızdan miras kalan tarlalarımızın tapularını, 8 kardeşimizin üzerine yazılıp yazılmadığını kontrol etmek için, Bursa’dan köyüm Mursal’a gittim. 2 gün kayın pederimin boş olan evinde kaldıktan sonra tekrar Bursa’ya döndüm.

Aradan 8 yıl geçtikten sonra, Eşimin ablası Meryem ve Eniştesi Ferhat Kaya’nın daveti üzerine 2016 yılında Ağustos ayında eşimle birlikte köyüm Mursal’a gittim. 16 gün kaldım. Köyümüzü doya doya gezdim. Unutulmaz an ve anılarımla ilgili resimler videolar çekip paylaştım.

8 Mirasçı (kardeşten) biri olarak, atalarımızdan, dedelerimizden bize miras kalan tarlalarımızın, zorunlu olan kanuni şartlar, zamanında yerine getirilmediği için, devlet tarafından, 3. Kişilere satılmaması için, kanunun verdiği hak ve yetkiyle, Ankara 14. Sulh hukuk mahkemesinden, 2021 yılında aldığım mirasçılık belgesi ile, (Ankara’da bulunan kız kardeşimin yardım ve desteğini ile) tarlalarımızın, tapularını 8 kardeşin üzerine devir etmek için, 30.2.2022 tarihinde, Bursa’dan, memleketim olan Sivas Divriği ilçesine gittim. Belediyeden, tapu kadastro müdürlüğünden, köyümüz muhtarlığından gerekli olan belgeleri evrakları tamamladıktan ve aldıktan sonra, tapu müdürlüğünden, yeni tapularımızı aldım. Eski tapular geçersiz oldu. Böylece ailemiz, mirasçı kardeşlerimiz adına, tarihi bir görevi ve sorumluluğu yerine getirmiş oldum.

Divriği’de, tapu işlemlerini yaparken, 2008 yılında tapu kadastro yapıldığı tarihte, ağabeyimin ev yaptığı tarlada, cins değişikliği yapıldığını, tarlanın, kagir ev ahır olarak tapuya geçirildiğini, ev yapan ağabeyimin adının ve soyadının tapu defterine, yazılmış olduğunu ilk kez öğrendim. Bu durumu Whatsap grubunda kardeşlerime açıkladım.

Tapu intikal işlerini gerçekleştirmek için, Divriği’de 3 gün otelde kaldım. Tapu tescille ilgili yaptığım tüm iş ve işlemleri, ayrıntılı olarak, günü gününe Whatsap grubunda, paylaşarak kardeşlerimi (mirasçılarla günü, gününe ) bilgilendirdim. Köye ev yapan ağabeyim hariç, en büyük ağabeyimiz başta olmak üzere, kardeşlerimin hepsi yapılan tarihi ve önemli görevin yerine getirilmiş olmasından memnun olduklarını, sözlü olarak açıkladılar.

Aynı yıl içinde Eşimin diğer ablası Ayşe ve Eniştesi Zeynel Temel’in ısrarlı daveti üzerine 2.5.2022 tarihinde, köyümüze gitmeye karar verdik. Görülmesi gereken en güzel aylarda, eşimle birlikte 72 gün kalarak hayatımızı en uzun tatilini yapmış olduk.

DEĞERLİ GÖNÜL DOSTLARIM KÖYLERİN VE KÖYLÜLERİN, YILLARCA KANAYAN YARASI MİRAS SORUNU

Her köylü gibi 1960 yıllarda köyden kente Göç eden ağabeyim, 1990 lı yılların sonlarında emekli olduktan sonra, köy içinde aşağı çevirme mevkiinde bulunan, hemen üstünden köy yolu ve köy sulama suyu geçen, hemen altında büyük dere akan, babamızdan ve amcamızdan 8 kardeşimize miras kalan, 4633 metre kare olan tarlamıza bitişik sınırı olan, aynı konumdaki tarlanın sahibi akrabamızla (Rıza ağabeyle birlikte, mirasçıların hiç birinden vekalet ya da rızalık almadan, tek mirasçıysıymış gibi, tarlamız üzerine 2 takım halinde ev yapmaya karar veriyorlar.

Ev inşaatı bittikten bittikten sonra ağabeyimin, Birlikte ev yaptığı akrabamızla, açıklanmayan bir sebepten dolayı araları açılıyor. Akrabımız yaptığı evi olduğu gibi bırakarak, bir daha dönmemek üzere köye veda ediyor. Ağabeyimle olan tüm ilişkilerini tamamen kesiyor. Bu gerçeği tüm köy halkı (el, alem) öğreniyor. Bu önemli konular, bugüne kadar kardeşler arasında hiç bir zaman konuşulmamış ve tartışılmamıştır.

2000 yılı başında, emekli olduktan sonra, 2001 yılında, ağabeyimin ev yaptığı aynı tarla üzerine, emekli paramla ev yapmak, tıpkı ağabeyim gibi eşimle birlkte, yazları köyde, kışaları şehirde kalmak düşüncesiyle, köyde bulunan ağabeyimin evine gittiğimde, Gördüğüm manzara beni çok ciddi derecede rahatsız etmişti. Çünkü tarlaya, başka hiç bir ev yapılmayacak şekilde, baştan başa meyve fideleri ve kavak ağaçları dikilmişti. Tarlanın üst kısmına ev, ahır, garj, yapılmıştı. Tarlanın etrafı dikenli tel örgüyle çevrilmişti. Kısacası tarlanın tamamını ağabeyimin sahiplenmiş olduğunu gördüm ve anladım.

Daha sonradan rahmetli olan annemiz, o günlerde ağabeyimin yanında kalıyordu. Üçümüz evin önünde oturup sohbet ederken, Konuyu açtım. Ağabey sana 3 önerim var dedim. Ya akrabımızın (Rıza ağabeyin) yaptığı evde yaz aylarında kira ile oturayım, Ya o evi satın alayım ya da tarlanın uygun bir yerine bende ev yapayım dedim. Beni dikkatle dinleyen ağabeyimin sinirli, gergin kızgın, öfkeli bir uslupa rahmeti olan annemin yanında bana aynen şu sözleri söylemişti.

Söyleyeceklerin bitti mi? Gardaş dedi. Evet bitti abi dedim . Şimdi beni iyi dinle dedi. 3 önerinide kabul etmiyim. Gelip buraya, (aşağı çevirmenin tarlaya) girersen, Aha gördüğün şu çitilleri (yeni dililen meyve ve kavak ağaçları fidanları) kökünden sökeceğim. Tel örgüyü kıracağım, İneği, keçiyi keseceğim, Ankara’da bulunan çocuklarını ( çok sevdiğim 2 kız 2 erkek yeğenlerimi ) arayacağım. Buradan çekip gideceğim. Bunları yapmam için bana iki ay müsade et. ( 2 ay değil, aradan 22 yıl geçti hala gidecek) Bu sözler annemi de beni de ziyadesiyle üzmüştü. (2003 yılında ağabeyimin bu sözlerini, bu davranışını kardeşlerime yazdığım mektupla açıklamıştım.

O günlerde, ağabeyime, hiç bir kardeşimin, hiç yeğenimin sormaya cesaret edemediği bir soru daha sormuştum. Rıza ağabeye (tarlamıza sınır tarlası olan akrabamız) tarlamız üzerine ev yapmasına neden izin verdin? Diye sorduğumda, yine çok sinirlenerek, çok kızarak, çok yüksek ses tonuyla aynen şunları söylemişti.

Senin buraya ( köydeki tarlalara, eve ) ne emeğin geçti ki, hak iddia ediyorsun, hesap soruyorsun. El alem tarlalarımızı yıllarca ekip biçerken sesin çıkmadı da, (o tarihlerde çocuktum, çocuk olmasam bile ağabeylerim dururken söz hakkım yoktu) şimdi ben buraya, bu hizmetleri getirincemi, bu tarla bu kadar kıymetli, değerli oldu. Şu diktiğim ağaçları, şu evi, ahırı, yapmak için verdiğim emeği, döktüğüm parayı biliyin mi? Devlet bile bu tarlayı benim elimden alamaz. Beni bu güne kadar kimse yıldıramadı gardaş, sende yıldıramazsın. Çok istiysen, sende git yukarı taralaya ev yap. (yukarı dediği tarlada su ve yol yok) Bir ağabeyin, bir kardeşine söylemeyeceği çok kırıcı, çok haksız, çok yaralayıcı, kardeşlik değerlerini kökten yok edici sözlerdi. Ağabeyim bencilliğin esiri olmuştu. Hepimizin hakkı olan tarla miras yüzünden annemi ve beni de ziyadesiyle üzen bu sözleri (2003 yılında yazdığım mektupta kardeşlerime açıklamıştım)

Kendimi, baba mirası tarlamızdan, ağabeyim tarafından kovulmuş gibi hissetmiştim. Hayal edilemeyecek kadar derinden incinmiş ve kırılmştım. Ağabeyimin söylediği çok kırıcı, çok ağır sözlerdi. sevgiyiği, saygıyı, eşitçe ve kardeşçe paylaşmayı, anlaşmayı aramızdaki kardeşlik bağını bir daha kurulmayacak şekilde yok etmişti. Ağabeyimle aramızda, hiç bir zaman erimeyecek buzdan duvar örmüştü. Miras hukukuna, atalarımıza, babamıza kardeşlik değerlerimize çok büyük haksızlık yapılmıştı. Bu düşünceyle ve üzüntüyle Ankara’ya gittim. Olanları en büyük ağabeyime olduğu gibi tek, tek anlattım. Ağabeyi gardaşım yanlış yapmış dedi. El alem içinde tarla yüzünden (miras) kavga etmeniz doğru değil, o tarlaya girme gardaş dirlik edemezsiniz. Huzur bulamazsın dedi. Büyük ağabeyimin olaya bu anlayışla, yaklaşması, beni umutsuzluğa sürüklemişti. Çaresiz bırakmıştı. Çünkü o zamanlar, bir çok açıdan, maddi, manevi, bilgisizlik anlamında (el alem içinde) savcılık, yargı, mahkeme yoluyla hak arayacak durumda değildim.

Yapılan bu haksızlığı, adaletsizliği o günden bu güne kadar hiç bir zaman unutamadım. Hiç bir zaman içime sindiremedim. Hiç bir zaman kabullenemedim.

2003 yılında yazdığım mektupla, kız kardeşlerime durumu ayrıntılı olarak anlattım. Ama kız kardeşlerimin hiç bir şey yapamayacaklarını biliyordum. Bu konuda kız kardeşlerimin hak aramaları bir yana , söz hakları dahi yoktu. (yazdığım mektubu kız kardeşimin bu güne kadar muhafaza ettiğini biliyorum)

Ağabeyimle 2001 yılından beri, yani 21 yıldır, tarla yüzünden (miras) yüzünden hiç konuşmadık. Annemizin, iki kız kardeşimizin ölümlerinde, düğünlerde, çok ağır hastalıklarda, köye gidiş gelişlerimde, köyde kaldığım günlerde hiç konuşmadık. Konuşmadığımızı, akrabalarımız el alem, köylülerimiz öğrendi.

Kardeşlerim, yeğenlerim bu olayı yıllarca görmezlikten duymazlıktan, bilmezlikten gelmeselerdi, Açıkça hakısızlığa uğrayan kardeşin (amcanın) yaptığı haklı itirazlar, uyarılar, konuyla ilgli ayrıntılı mektubu dikkate alınsaydı, bu kırgınlık, bu dargınlık, asla bu kadar uzun sürmezdi.

Hazreti Muhammedin haksızlıkla ilgili olarak güzel ve anlamlı bir sözünde diyor ki, “HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR.” Anlayana sivri sinek sazdır. 22 yıldır haksızlık karşısında hiç susmadım. Ama hakkımı hukuksal yoldan aramadığım için kendimi, kardeşine açıkça haksızlık yaptığı için ağabeyimi asla affetmeyeceğim.

Bu tür benzeri haksızlıkları önlemek için, devlet geçte olsa, gerekli önlemleri almıştır. Babadan kalan mirasa (hisseli tarlaya, arsaya) ev yapmak isteyen bir mirasçı, tüm mirasçılardan noter aracılığı ile ev yapabilir diye vekalet almak zorundadır. Ayrıca bazı kanuni şartları yerine yerine getirmek zorundadır. Aksi taktirde hiç bir mirasçının bundan böyle eskisi gibi ev yapması imkansız hale gelmiştir.

Bu kanun ev yapıldığı tarihte olsaydı, ağabeyim tarlamıza mirasçıların onayını almadan ev yapabilir miydi? Kardeşine beni kimse yıldıramadı sende yıldıramazsın diyebilir miydi? m Bu tarlayı devlet bile elimde alamaz diyebilir miydi? Tarlada cins değişlikliği yapabilir miydi?

Bu nokta sorulması gereken soru şudur. Hakkını arayan mirasçı kardeş mi Haksızdır? Hiç bir mirasçıdan onay almadan babadan kalan tarlaya tarlaya ev yapan kardeşinin tarlaya ev yapmasına izin vermeyen ağabey mi Haksızdır?

En yüce adalet vicdandır. Vicdan sahibi olanlar, vicdanlarına danışarak bu soruya cevap vermelidirler.

2-3-4-5-Mayıs 2022 tarihli anılarım https://www.facebook.com/media/set/?vanity=balmaca&set=a.10160270943089419

6-7-8-9-Mayıs 2022 tarihli anılarım
https://www.facebook.com/media/set/?vanity=balmaca&set=a.10160271201614419

https://www.facebook.com/media/set/?vanity=balmaca&set=a.10160271303504419
11-12-13-14. Mayıs 2022 tarihli anılarım

https://www.facebook.com/media/set/?vanity=balmaca&set=a.10160272406164419
16-17-19-20 Mayıs 2022 tarihli anılarım

https://www.facebook.com/media/set?vanity=balmaca&set=a.10160272463194419
21-22-23-25 Mayıs 2022 tarihli anılarım

https://www.facebook.com/media/set?vanity=balmaca&set=a.10160272564159419
26-27-28- Mayıs 2022 tarihli anılarım

https://www.facebook.com/media/set?vanity=balmaca&set=a.10160272803529419 29-30-31 Mayıs 2022 tarihli anılarım

https://www.facebook.com/media/set/?vanity=balmaca&set=a.10160273188834419 1-2 Haziran 2022 tarihli anılarım
https://www.facebook.com/media/set/?vanity=balmaca&set=a.10160275762024419 3.5 Haziran 2022 tarihli anılarım

https://www.facebook.com/media/set/?vanity=balmaca&set=a.10160276338729419 6-7-8-9-10-13. Haziran 2022 tarihli anılarım

https://www.facebook.com/media/set?vanity=balmaca&set=a.10160277201059419 19-20.21.22.23.25-26-27-28-29-30 Haziran 1-2-3-4 Temmuz 2022 tarihli anılarım

https://www.facebook.com/media/set/?vanity=balmaca&set=a.10160277629224419 5-6-9-10-13-14-15 Temmuz 2022 tarihli anılarım

13.6.20

MURSAL KÖYÜ ANILARI HAZİRAN 2022



Ata yurdu, baba ocağı,  doğduğum,  köy olan,  çocukluğumda yoksulluktan çarık giydiğim 2020 Haziran köyüm mumsal anıları 

15 Mart 2020 tarihinden itibaren korana virüs nedeni,  yaşımın 65 ve aynı zamanda kalp hastası olmam nedeni riskli gruba girdiğim için 3 ay boyunca eşimle birlikte evde kapalı kalmıştık.

Köyüm mursal’a en son 10.8.2016 tarihinde 17 yıl aradan sonra, bacanağım Ferhat kayanın misafiri olarak köyüm mursal’da 15 gün hayatımın en güzel,  en unutulmaz 15 gününü geçirmiştim. Köyümü doya,  doya gezmiş hasret gidermiştim birçok resim ve videolar çekip siz gönül dostlarımla paylaşmıştım.

Ankara’da bululan kız kardeşim Savet’in köyümüz Mursal’la gitme önersini kabul l ettik. 13.6.2020 tarihinde saat 15.20 de kardeşim Savet’in telefonu ile köye gitmemiz kesinleşti. 4 yıl ardan sonra, eşim melek, kardeşim savet, yeğenim saadetle birlikte en az bir ay kalmak üzere özel aracımla haziran ayının ikici haftasının sonunda köyüm mursala gitmeye karar verdik.  Bütün içtenliğimle ifade ediyorum ki, köyde nerede kalırsam kalayım, kalacağım yeri 5 yıldızlı otele asla değişmem. Herhangi bir aksilik olmaz ise, köyde kaldığımız her günü doya doya değerlendireceğimize eminim.  13.6.2020. saat 16.40


18.9.16

KÖYÜM MURSAL HAKKINDA YAZILARIM VİDEOLARIM RESİMLERİM URL




https://www.facebook.com/media/set/?set=a.439221589418.239979.552884418&type=3

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154512441104419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154497662734419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154497662104419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154494863304419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154494862824419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154494487849419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154490357404419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154490353899419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154452491049419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154490350764419/

http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2016/08/koyum-mursal.html

http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2016/08/koyum-mursal.html

http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2009/12/koyluyu-koyunden-gozyaslariyla.html

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154489500499419/

https://www.facebook.com/balmaca/posts/10154489674009419

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10154489181619419&set=pcb.1805227263045190&type=3

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154469108954419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154482507409419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154482507409419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154480998569419/

https://www.facebook.com/balmaca/posts/10154482060839419

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154479878929419/

https://www.facebook.com/balmaca/posts/10154476028364419

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154474217909419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154473596214419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154473423974419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154470765649419/

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154470757759419/

https://www.facebook.com/notes/z%C3%BClfikar-bal/2016-yili-14-g%C3%BCnl%C3%BCk-k%C3%B6y%C3%BCm-mursal-anilarimin-tamami-ve-s%C3%BCrpriz-anilar-bu-yazimda/1135900599809770

https://www.facebook.com/balmaca/videos/10154467121779419/











28.8.16

2016 YILI 14 GÜNLÜK KÖYÜM MURSAL ANILARI VİDEOLAR FOTOĞRAFLAR



 2.8.2016 -24.6.2016 tarihleri arasında siz gönül dostlarımla çeşitli sebeplerden dolayı sağlıklı iletişim kuramadım.

Uzu yılardır gitmediğim köyüm Mursal’da (eşimin eniştesi Ferhat ve ablası Meryem kaya çiftinin evlerinde) eşimle birlikte 14 gün kaldık. Köyümüzü doya, doya gezdik. Bolca fotoğraflar ve videolar çektim.

Köyümüz muhtarı Sayın Ali Kocaoğlu ve köy türküleriyle tanınmış olan köyümüz ozanı Sayın Ali Kızıl tuğ ile röportaj yaptım. Köyümüzde yapılan ve yapılacak olan hizmetler hakkında ayrıntılı bilgiler edindim.

Videoları yüklemekte zorluk çektiğimden, ilk aşamada, 14 günde gezdiğim ve gördüğüm yerlerin resimlerini, daha sonra da yükleyebildiğim videoları siz gönül dostlarımla paylaşacağım.

Köyüm Mursal’da bulunduğum 14 gün içinde, başta evlerinde konuk olduğum Ferhat ve Meryem Kaya çiftine, görüştüğüm, konuştuğum hısım ve akrabalarıma, ilgilerini sevgilerini esirgemeyen, Komşulara, köylülerimize, köyümüz muhtarı Sayın Ali Kocaoğlu’na, köyümüzün özanı Sayın Ali Kızıltuğ’a teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Tüm köylülerimizin hepsine, her birine en içten selam ve sevgilerimi yolluyorum. 26.08.2016

https://www.facebook.com/media/set/?set=a.10154469979669419.1073742688.552884418&type=3 14

KÖYÜMÜZÜN İLK DEVLET MEMURU, İLK SUBAYI, KÖY ENSTİTİSÜ MEZUNU, ÇOK DEĞERLİ HOCAM VAHİP DOĞMUŞ UN KÖYÜMÜZ HAKKONDA YAZDIĞI  KÖYÜM  MURSAL  ADLI  ŞİİRİ PAYLAŞMAKTAN ONUR VE GURUR DUYARIM.
http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2016/08/koyum-mursal.html (KÖYÜM MURSAL  HAKKINDA YAZAN VAHİP DOĞMUŞ)


KÖYÜN LAKABIYLA JAPON ALİLİN OĞLU VAHİP DOĞMUŞ HOCAMLA BİR TARİHTE YAPTIĞIM RÖPORTAJLARI (ŞİİRLERİNİ)  İZLEMENİZİ ÖNERİRİM. BAĞLANTI ADRESLERİNİ BİLGİNİZE SUNUYORUM

https://www.facebook.com/balmaca/videos/vb.552884418/10152554521354419/?type=2

2009 YILINDA KÖYÜM MURSAL HAKKINDA YAZDIĞIM YAZILARIM KÖYÜMÜZE SİTESİNDE YAYINLAŞMIŞTI.   YAZILARIMIN BAĞLANTI ADRESLERİNİ BİLGİNİZE SUNUYORUM.

Not:  2016 Yılı 14  günlük  köyüm  mursalla  ilgili  videoları  zaman  içinde  çektikçe   aynı  tarihlere  ekleyeceğim





25.8.16

KÖYÜM MURSAL KÖYLÜM VAHİP DOĞMUŞ UN ŞİİRİ

KÖYÜM MURSAL
Divriği ile Kemaliye arası
Mursal köyü konak yeri burası
Derin dere yama dağı yaylası
Gelin dostlar ben köyümü anlatam
Gündüz güneş, gece başka yıldızlar
Batısında çeçik,yuva kandıl var
Gedik ağzı sarı taş, düz tarlalar
Gelin dostlar ben köyümü anlatam
Kızıl pınar geyiceğin suları
Köylü içer şifa diye bunları
Kaya başı, kova, kervan yolları
Gelin dostlar ben köyümü anlatam
Yama dağdan büyük dere oluşur
Meyminliden gelen buna karışır
Yuvanın ki koçseyinde buluşur
Gelin dostlar ben köyümü anlatam
Beş kardaşım, dişlerin, yuva alası
Heybetlidir tavşancıl kayası
Onbinlerce kaynak, temiz havası
Gelin dostlar ben köyümü anlatam
Uzun asma, baydığın, in deresi
Yartmış, hındı, kevenni kesik, kusseki
Dağlar çiçek açar bulunmaz teki
Gelin dostlar ben köyümü anlatam
Şeytan görmez, karalen yurt, cavata
Çukur sulak, çevirme,adım ata,
Doyum olmaz karaya, çokmaşata
Gelin dostlar ben köyümü anlatam
Eski değirmen, yoncalık,çimen
Abara bendiyle döner değirmen
Karşıya, köprü öğzü, sakkolu, ören
Gelin dostlar ben köyümü anlatam
Mursal köyü tahıl anbarı idi
Çevre köylerin en güzel varıydı
İçtiğimiz kaynak buz sularıydı
Gelin dostlar ben köyümü anlatam
Beş yüz hane vardı kalmış sekseni
Çalışma zorluğu geçim nedeni
Viran köye gelmiş elektrikleri
Gelin dostlar ben köyümü anlatam
Emekli olanlar köye dönermiş
Yavaş yavaş köyün yüzü gülermiş
Dağlarında, çalı meşe güvermiş
Gelin dostlar ben köyümü anlatam
Kavurma yolları inişli çıkışlı
Derin dere kaşına gelince köyle bakışlı
İlk baharda halı gibi nakışlı
Gelin dostlar ben köyümü anlatam
Vahip doğmuş derki yok babam malları
Cavatının, gündüzlünün kumları
Baraj olmuş devlet almış suları
Gelin dostlar ben köyümü anlatam

26.11.15

ONURLA, GURURLA, HEYECANLA, ÖZLEMLE, HASRETLE PAYLAŞIYORUM. KÖYÜM MURSLA VE MURSALLILARA, KÖY HASRETİ ÇEKEN TÜM KÖYLÜLERİMİZE SELAM OLSUN DİYORUM

ONURLA, GURURLA, HEYECANLA, ÖZLEMLE,  HASRETLE PAYLAŞIYORUM.
KÖYÜM MURSLA VE MURSALLILARA, KÖY HASRETİ ÇEKEN TÜM KÖYLÜLERİMİZE SELAM OLSUN DİYORUM

Ata yurdu, baba ocağı köyüm Mursal’a tarihinde ilk kez böyle bir bina, böyle bir cemevi yapılıyor,  böyle bir hizmet binası yapılıyor. Yörenin en büyük köylerinden biri olan köyüm Mursal böyle bir cem evini ve hizmet binasını çoktan halk etmişti.  Başta Mursal köyü muhtarımıza maddi manevi emeği geçen, hizmeti dokunan tüm köylülerimize ve halkımıza, kurum ve kuruluşlara Mursal’lı olarak Gönülden yürekten teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.

Çok uzaklarda,   yama dağının eteğinde olsa da, çok sık gidip gelmesem de, köyüm Mursal’lı çok özlüyorum.    Köylümü çok özlüyorum.  Mursal’nın dağını, taşını havasını kurdunu kuşunu, dişlerini, çevirmeyi, yartmışı çok özlüyorum.   Köyden 45 dakika uzakta olan dişlerin mezrasında yokluktan çarık giydiğimi,  çarığın tabanı yırtılınca sırımla örüldüğünü çok iyi hatırlıyorum. Ölünceye  kadar  unutamayacağım  anılarım  var.

63 yıldır ayrı kaldığım Köyüm Mursal’la  ( BİR KİŞİ HARİÇ)  tüm Mursal’lılara, Cennet vatanımın bir başka köşesi olan 35 yıldır ikamet ettiğim,  Bursa’dan,  Yıldırım ilçesinden,  kaplı kaya mahallesinden,  kaplı kaya parkından, kaplı kaya deresinden,  ulu dağın yamaçlarından gönüller dolusu sevgilerimi kucaklar dolusu selamlarımı,  buram, buram hasret ve özlem kokan duygularımı yolluyorum.

Bu güzel paylaşımda bulunan, bizleri bigilendiren sayfa arkadaşım köyüm Cemali Kocaoğlu’na ayrıca teşekkür ediyorum.    

2009 yılında köyüm hakkında yazdığım bir kaç yazımın bağlantı adresini köylülerimle köyüne hasretlik çekenlerle paylaşmak istiyorum.



2009 YILINDA KÖYÜM HAKKINDA YAZDIĞIM YAZILARIMIN BAĞLANTI ADRESLERİ
http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2009/12/koyum-mursalin-yeri-yerlesimi-yasam.html  (KÖYÜM MURSAL’IN YERİ, YERLEŞİMİ, YAŞAM KOŞULLARI) 

            http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2009/11/mursal-koyum-oldugu-icin-guzel.html  (MURSAL KÖYÜMOLDUĞU İÇİN GÜZEL) 

http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2009/12/zulfikar-bal-ofkarliyim.html (EFKÂRLIYIM) 

http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2009/12/koylunun-koyune-ve-koylusune-aski.html (KÖYLÜNÜN KÖYÜNE VE KÖYLÜSÜNE, AŞKI, SEVDASI, ÖZLEMİ) 

http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2009/12/mursalliysan-baskoseye-ve-mursali.html (MURSALLIYSAN BAŞKÖŞEYE VE MURSALI FERHAT KAYA HK.) 

http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2009/12/koylerimizde-ve-o-toparakalrda-yasayan.html (KÖY BÜYÜKLERİMİZ) 

http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2009/12/koyume-ve-koylume-karsi-olan-ozlemim.html (KÖYÜME VE KÖYLÜME KARŞI OLAN ÖZLEMİM GİTMİYOR AZALMIYOR) 

http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2009/12/emegin-teri-topraga-dusmeyince-koye-koy.html (EMEĞİN TERİ TOPRAĞA DÜŞMEYİNCE, KÖYE KÖY, KÖYLÜYE KÖYLÜ DENİRMİ?) 

http://cancana-balmel.blogspot.com.tr/2009/12/koyluyu-koyunden-gozyaslariyla.html (KÖYLÜYÜ KÖYÜNDEN GÖZYAŞLARIYLA KOPARANLAR UTANSIN)

 


 

30.1.15

ZÜLFİKAR BAL OLARAK, ÖZGÜR İRADEMLE CHP BURSA MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI OLDUĞUMU, HALKIMIN BİLGİSİNE VE ONAYINA SUNUYORUM. HALKIMIN DESTEĞİNİ VE OYUNU TALEP EDİYORUM.


ZÜLFİKAR BAL OLARAK, ÖZGÜR İRADEMLE CHP BURSA MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI OLDUĞUMU, HALKIMIN BİLGİSİNE VE ONAYINA SUNUYORUM. HALKIMIN DESTEĞİNİ VE OYUNU TALEP EDİYORUM.
1949 Sivas, Divriği Mursal Köyü doğumluyum. Emekliyim. Evliyim. İki çocuk babasıyım. Ortaokul mezunuyum. CHP’nin özgür üyesiyim. Partimin ve halkımın emekçisiyim. Grubum yok. Sırtımı dayayacak dayım, etkili, yetkili, etiketli, zengin kimsem yok. Hiç kimseye verecek diyet borcum yok. Bu yolda harcayacak fazladan param yok. Milletvekili adaylarının nasıl ve hangi yöntemle belirleneceği hakkında, hiç bir bilgim yok.
Rakiplerimin arasında çok güçlü, etkili, yetkili, etiketli, paralı, tanınan, bilinen, ünlü, şanlı şöhretli şahsiyetler olduğunu çok iyi biliyorum. Bunları bile, hiç kimseden icazet almadan, yola çıkıyorum. CHP Bursa Millet vekili aday adayı olduğumu açıklıyorum. Seçilir miyim? Seçilemez miyim? Demiyorum. Halkıma güveniyorum. Halkıma inanıyorum. Kendimi halkıma emanet ediyorum.
Halkımın desteğine ve oyuna talibim. Seçilemezsem halkıma, partime kızamam, küsemem. Seçilemedim diye, bir kenara çekilemem. Doğru olduğuna inandığım yolumdan, demokrasi, eşitlik, adalet özgürlük mücadelemden dönemem, taviz veremem.
Bu kez CHP Milletvekili aday adayı olarak, halkıma 2. Sözümü veriyorum. Diyorum ki “Milletvekili seçilirsem, çok mecbur kalmadıkça, protokol masalarına asla oturmayacağım. Her zaman her yerde, her ortamda, her şartta halkımın tam ortasında yerimi alacağım.” Halkıma verdiğim sözü namusum bileceğim. Her zaman, her yerde ve her şartta sözümün arkasında duracağım. Halkıma karşı başımı asla öne eğmeyeceğim.
Halkımın hakkını her yerde, her şarta arayacağım, savunacağım. Halkımdan, CHP’den, ve inandığım davadan başka hiç kimseye hizmet etmedim. Hiç kimsenin adamı olmadım. Bundan sonra da bu kararlığımdan taviz vermeyeceğim.
Demokrasi, eşitlik, adalet, özgürlük, doğruluk, doğallık ve açıklık örgütlü yaşamın pratiğinde rehberim olacaktır. Işığım olacaktır.
OY VERECEK VE VERMEYECEK OLAN HALKIMA SELAM OLSUN.

5.1.13

KÖYÜM MURSALDAN ANI


FACEBOOK YEDEK SAYFAMDAKİ ÜYE VE GRUP ARKADAŞLARIMA ÖNEMLİ DUYURUM DUR. 


Yıllardan beri paylaşımda bulunduğum facebook ana sayfama facebook  (http://facebook.com/balzulkuf)   virüs bulaşması nedeniyle 2.1.2013 tarihinde saat 21.30 da facebook tarafından birkaç günlüğüne sınırlı olarak paylaşıma kapatılmıştı.  

Bu süre içinde üye ve grup sayısı çok az olan yedek sayfamda (http://facebook.com/balzulkufSayfama) paylaşım yapıyordum.  

Ana sayfamın 5.1.2012 tarihinde saat 24.00 ten sonra paylaşıma açıldığını fark ettim. Yedek sayfamdaki arkadaş ve grup üyelerimi ana sayfa adresimde buluşmaya, paylaşmaya DAVET ediyorum. Ana sayfamda  buluşmak ve paylaşmak  dileği ile sevgi  ve  saygılarımı  sunuyorum.  

FACEBOOK ANASAYFA İNTERNET ADRESİM: http://facebook.com/balzulkuf    

FACEBOOK YEDEK SAYFA İNTERNET ADRESİM: http://facebook.com/balzulkufSayfama 

(ana sayfama giremediğim bir kaç gün süre, içinde yedek sayfamda arkadaşlarıma  yaptığım  açıklama  metni)

6.10.11

KÖYLÜNÜN KÖYÜNE VE KÖYLÜSÜNE, AŞKI, SEVDASI, ÖZLEMİ


Köy âşıklarına yanık türküler söyleten, şairlere içli şiirler yazdıran, gurbetçi köylülere derinden ah çektiren, efkârlanınca gözyaşı döktüren bu sevda, öylesine güçlü öylesine köklü ve öylesine kutsal ki, kuşaktan kuşağa, babadan oğula, andan kıza, deden toruna devam edip gider.
Bu özlemin, bu sevdanın ve bu aşkın kaynağında yatan gerçekler nelerdir? Yazının özü anlamı bu soruda gizlidir.
Gurbetten köye giderken, derin derenin kaştan çıkınca, Nursal’ın görünüşümüdür? Soğuk kaynak suları, bol oksijenli havasımıdır? Terk edilmiş, viran olmuş mezraları, çadır kurulmayan, mal davar otlamayan, yaylaları mıdır? Burcu, burcu kokan kır çiçeklerimidir? Beli bükülmüş, dizinin bağı kırılmış, üstü başı yırtılmış, yalnızlığa terk edilip, per, perişan olmuş, eli öpülesi yaşlılarımıdır? Bu vb. gibi soruları çoğaltmak mümkündür.
Atadan, deden, babadan kalan, tarlalara ev yapan, yazları köyde, kışları şehirde oturan, tatil amaçlı köye giden, köylülerimize soruyorum.
Köye ve köylümüze olan özleminiz aşkınız, sevdanız, yok oluyor mu? Azalıyor mu?
Azalmıyorsa, yok olmuyorsa sebebi nedir? Sizi oraya çeken gizemli güç nedir?
Aynı soruyu, köyü hiç terk etmeyen, edemeyen, yaz kış köyde yaşayan köylülerimize sormak içimden gelmiyor. Ama onları dinlemeyi, ne hissettiklerini, ne düşündüklerini, anlamayı, çok isterim. Çünkü onlar köy kültürünün, köy yaşamının son temsilcileridir. Ve sayıları hızla azalıyor.
EMEĞİN TERİ TOPRAĞA DÜŞMEYİNCE, KÖYE KÖY, KÖYLÜYE KÖYLÜ DENİRMİ?
Ne demişti Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk. Köylü bu milletin efendisidir.
Köylümün yaşlılarını görün ya da resimlerine bakın, köyün efendisi ne hale gelmiş, ne hale düşürülmüş görün.
Köyün efendisini bu hala düşüren sistem utansın.
Not: Yazılarımı okuyan, takdir ve tebrik duygularını esirgemeyen, eleştirileriyle, motive eden köylüm İSMET ALPAY'A, teşekkür etmeyi bir

22.12.09

KÖYÜM MURSAL’IN YERİ, YERLEŞİMİ, YAŞAM KOŞULLARI


    KÖYÜM MURSAL’IN YERİ, YERLEŞİMİ, YAŞAM KOŞULLARI




Çok uzaklarda, yüksek yaylalarda, uzun kış aylarında kardan yolların kesildiği yerdir MURSAL’IM

Yama dağının eteğinde, buz gibi suların kaynağında, çayırın çimenin yeşerdiği, büyük derenin çağladığı yerdir MURSAL’IM

Divriği’den çıkıp MURSALA gidince, erşin, bahtiyar, venk, sören, vazıldan, ürük köylerini geçince, derin derenin kaşa çıkınca, görünen yerdir MURSALIM

Çok değil 55 sene önceki yaşadığım gördüğüm MURSAL’ı anlatayım

MURSALIN Evleri kerpiç ile taştan örülmüştür.Tavanları söğüt, ardıçla ağacıyla örtülmüş, üstüne toprak atılmıştır. Duvarları kara çamurla sıvanmış, yüzü ağ toprakla boyanmıştır.

Yağmurlarda akmasın diye dambaşıların üstüne taştan loğ koyulmuştur.

Yün çorap üstünden çarıklar giyilmiş, çarıklar yırtılınca da sırımla örülmüştür.

Tarlalar kara sabanla sürülmüştür. Analar tarlada doğurmuş, bebekler öllüğe belenmiştir. Ekinler, otlar, yoncalar, orakla derilmiş, dağlardan, geven, çaşır, toplanmış, at, eşek, katır sırtında taşınmıştır. Kütük üstünde ot, yonca ( alaf ) doğranmış musurlarda hayvanlar yemlenmiştir. Çıra ışığında oturulmuş, tezek ateşinde yemek pişirilmiş ocak başında yenilmiştir.

doktor, hemşire, okul, öğretmen, telefon elektrik olmamıştır. Devletin, koruyucu gücü, güler yüzü, yardımı desteği olmamıştır. Ama korkutucu gücü olmuştur. Analar çocuklarını jenderme geliyi diye korkutur olmuştur.

Arpayı, buğdayı, peyniri, çökeliği, satmak, çayını, şekerini, tuzunu, kazyağını, basmasını kumaşını almak için, hayvan sırtında 35 kilometre uzaktaki şehere gitmiştir. Canın yongası olan malını davarnı tecirlere ucuza satılmıştır. Öyle çok ki yazılacaklar, sayfalar dolusu tutar yinede bitmez.

Mursal köylüsü, yani milletin efendisi, sefaletten, cehaletten kurtulmak için, çalışıp para kazanmak için, çocuklarını okutup istikbalini kurtarmak için, göz yaşları içinde düştü gurbetin yoluna. Kolay değildi köyden kopmak, baba ocağını, doğup büyüdüğü yeri terk etmek. Kolay değildi gurbet elde gurbetin kahrını çekmek. Buna rağmen köyünü terk edenler hızla çoğaldı. Kısa sürede boşaldı köyler. Köyde ocaklar tütmez oldu, kerpiçten taştan yapılan evler yıkıldı harabeye döndü. Bir ev orda bir ev şurada kaldı. işte tam da böyle bir ortamda ve havada Köyümüz ozanı aşık ali kızıl tuğ efkarlandı aldı sazı eline dediki asri gurbet harap ettin köyümü, türkü köyünü terk eden Türk köylülerinin türküsü oldu.

Türkiye Cumhuriyetinin, ve Türk köylüsünün ebedi ezeli bir düşmanı vardır. O düşman köy enstitülerini kapatmıştır. O düşman Türk köylüsünü köyünden, toprağından koparmıştır.

Azıcık düşün köy enstitüleri kapanmasaydı. Köylerimiz boşalmasaydı. Türkiye’nin gücüne güç yeter miydi? O düşman bunu çoook önceden görmüş ve yapacağı en büyük düşmanlığı yapmıştır. Yapma yada devam ediyor. Ama kolay değildir. Mustafa kemal ata türkün kurduğu türk ordusunu yenmek, kolay değildir Türkiye cumhuriyetini kolayca parçalayıp yok etmek. Zalim düşman bunun farkında olduğu için sinsi planını sabırla amacına ulaşıncaya kadar uygulamaya koyacaktır.

18.12.09

KÖYLÜM MUHSİN HALİSİN ELEŞTİRİSİ

Zülfikar Bal'ın Mursal ile ilgili düşünceleri, özlemi güzel de, köye dönüp, ev yapanlar hakkındaki düşüncelerine katılmıyorum..Bu kişilerden tanıdıklarımın hepsi de (genelde tüm köylümüz) sıcakkanlı, sofrası yerde, samimi insanlar. 'Paraları var ama fakirler' demek bence hakaret. Kimsenin bunu söylemeye hakkı yok.. Ortalama 60'lı yaşlarda, sağlık sorunları olan insanlar. Hepsi uzun ömürlü olsun, kalan yıllarını baba topraklarında geçirmek istiyorlar. Betonarme evlerinin olması yanlış mı, bu yaştan sonra tekrar çiftçilik mi yapsınlar...Olayları zamanın ve insanların şartlarına göre değerlendirmek gerek...Selamlar..

KÖYLÜM MUHSİN BEYİN SERT ELEŞTİRİSİNE CEVAPTIR.

MUHSİN BEYİN SERT ELEŞTİRİSİNE CEVAPTIR.


Öncelikle yazımı okuduğunuz ve eleştiri yazdığınız için teşekkür ediyorum. Yazılarımdaki duyguları, düşünceleri sanırım yanlış anlamış veya ben yanlış anlatmış olabilirim. Köyle ilgili yazılarımın içeriği asla sizin algıladığınız ve ifade ettiğiniz duygu ve düşünceyle yazılmamıştır.

Köyümüzden hiç ayrılmamış olan köylülerimize, sonradan köyümüze ev yapan köylülerimize, gencine, yaşlısına sevgim, saygım, özlemim sonsuzdur.

Genelde insanların, özelde köylülerimizin yaşam biçimleri, onların zenginlikleri, fakirlikleri, soğukkanlı ya da sıcakkanlı oluşları hakkında yorum yapmak, eleştiride bulunmak ne hakkımdır. Ne yetkimdir. Nede haddimdir. Konuyla ilgili yazımın, bir kelimesi, bir cümlesi sizin anladığınız şekilde yanlış anlamaya yada anlaşılmaya sebebiyet verdiyse, en başta sizden, ve sonrada tüm köylülerimizden özür dilemeyi bir borç bilirim.

Köyümüzle ilgi, yazılarımda anlatmaya çalıştığım gerçek, köylülerimizin kıt olanaklarıyla, tabiatın güçlükleriyle, emekleriyle, alın terleriyle çalışmalarıdır. Kendi işlerini kendilerinin yapmalarıdır. toprağı ekip biçmeleri, hayvancılıkla uğraşmalarıdır. Tüm yaşam zorluklarına rağmen Kilerlerinin dolu olmasıdır. Gönüllerinin gözlerinin tok olmasıdır. Yüzlerinin güleç, sofralarının bereketli olmasıdır. Şimdi köyümüzde yaşayanlar geçimlerini topraktan sağlamıyorlar. Ekip biçmiyorlar. Anlatmaya çalıştığım budur. Yoksa doğrudan zenginlikle fakirlikle, soğuklukla sıcaklıkla, alakalı değildir. Köyün ve köylünün yok edilmesidir.

MUHSİN BEY

Köylümüz, çiftçimiz, ziraatçımız korunsaydı, desteklenseydi, hastane, okul, yol, su, elektrik vb. gibi hizmetler köylerimize verilseydi, köylü, köyünü, toprağını, malını davarını terk etmeycekti. Gurbetin yolunu tutmayacaktı. Büyük göç yaşanmayacaktı. Dağımız, taşımız, toprağımız özlenmeyecekti, Hasret ve ayrılık türküleri söylenmeyecek, şiirler, yazılar yazılmayacaktı. Ülkemiz fakirleşmeyecek, işsizlik artmayacaktı.

Beton arma evlere, değişime yeniliğe nasıl karşı olayım. Anlatmaya çalıştığım onlar değil ki. Ama keşke köylü köyünü terk etmeden beton evler yapılmış olsaydı.

Yaptığınız eleştiriyle bu açıklamayı yapma fırsatı verdiğiniz için, size bir kez daha teşekkür ediyorum. Sağlık ve esenlikler diliyorum.

17.12.09

EFKARLIYIM

Tohum ekilen tarlalarımız
Ekin, arpa deren ırgatlarımız
Yaylalarda malımız, davarımız
Yok, olduğu için efkârlıyım

Dağlarımızda gezen kurtlarımız
Sürümüzü koruyan itlerimiz
Kaval çalan çobanlarımız
Yok, olduğu için efkârlıyım

Çift süren babalarımız
İnek, koyun sağan analarımız
Yol yordam öğreten dedelerimiz
Yok, olduğu için öfkarlıyım

Çevirmede cırtınoğlu
Dişlerinde bekonoğlu
Mursalda goconoğlu
Yok, olduğu için efkârlıyım

Düğünlerde davulumuz, zurnamız
Dambaşılarda çekilen halayımız
At sırtında giden gelinimiz
Yok, olduğu için öfkarlıyım

     Köylüye destek olmayan, köylüyü korumayan, köylüye hizmet vermeyen, köydeki yoksulluğu, sefaleti, cehaleti yok etmeyen, köylüyü ata yurdundan, baba ocağından, toprağından, malından, mülkünden koparıp sistem utansın.
     Köye ve köylüsüne olan sevdayı, özlemi, aşkı özünde yüreğinde hisseden, (menfaatin zerresini, düşünmeden) özüyle ve yüreğiyle paylaşan köylülerime yürekten selam olsun.

15.12.09

KÖYLÜNÜN KÖYÜNE VE KÖYLÜSÜNE, AŞKI, SEVDASI, ÖZLEMİ


Köy âşıklarına yanık türküler söyleten, şairlere içli şiirler yazdıran, gurbetçi köylülere derinden ah çektiren, efkârlanınca gözyaşı döktüren bu sevda, öylesine güçlü öylesine köklü ve öylesine kutsal ki, kuşaktan kuşağa, babadan oğula, andan kıza, deden toruna devam edip gider.
Bu özlemin, bu sevdanın ve bu aşkın kaynağında yatan gerçekler nelerdir? Yazının özü anlamı bu soruda gizlidir.

Gurbetten köye giderken, derin derenin kaştan çıkınca, Nursal’ın görünüşümüdür? Soğuk kaynak suları, bol oksijenli havasımıdır? Terk edilmiş, viran olmuş mezraları, çadır kurulmayan, mal davar otlamayan, yaylaları mıdır? Burcu, burcu kokan kır çiçeklerimidir? Beli bükülmüş, dizinin bağı kırılmış, üstü başı yırtılmış, yalnızlığa terk edilip, per, perişan olmuş, eli öpülesi yaşlılarımıdır? Bu vb. gibi soruları çoğaltmak mümkündür.

Atadan, deden, babadan kalan, tarlalara ev yapan, yazları köyde, kışları şehirde oturan, tatil amaçlı köye giden, köylülerimize soruyorum.

Köye ve köylümüze olan özleminiz aşkınız, sevdanız, yok oluyor mu? Azalıyor mu?
Azalmıyorsa, yok olmuyorsa sebebi nedir? Sizi oraya çeken gizemli güç nedir?
Aynı soruyu, köyü hiç terk etmeyen, edemeyen, yaz kış köyde yaşayan köylülerimize sormak içimden gelmiyor. Ama onları dinlemeyi, ne hissettiklerini, ne düşündüklerini, anlamayı, çok isterim. Çünkü onlar köy kültürünün, köy yaşamının son temsilcileridir. Ve sayıları hızla azalıyor.

EMEĞİN TERİ TOPRAĞA DÜŞMEYİNCE, KÖYE KÖY, KÖYLÜYE KÖYLÜ DENİRMİ?

Ne demişti Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk. Köylü bu milletin efendisidir.
Köylümün yaşlılarını görün ya da resimlerine bakın, köyün efendisi ne hale gelmiş, ne hale düşürülmüş görün.

Köyün efendisini bu hala düşüren sistem utansın.

Not: Yazılarımı okuyan, takdir ve tebrik duygularını esirgemeyen, eleştirileriyle, motive eden köylüm İSMET ALPAY'A, teşekkür etmeyi bir bor

13.12.09

MURSALLIYSAN BAŞKÖŞEYE VE MURSALI FERHAT KAYA HK.


Yün halı ve yastık serili bir köy odasının da başköşede otururken çekilmiş bir köylü resmi, mursal gen.tr. nin ana sayfasının sağ tarafında akıp duran mavi şeridin başköşesinde yerini almış. O resim, o yörede çok yaygın olan  mursal’lıysan başköşeye, sözünü simgelemek amacıylamı  konmuş diye kendime sordum.


Başköşede oturan o köylünün kim olduğunu, köy tabiriyle açıklamak istiyorum.  O köylü, topallaliğin, zoroğun torunu, kör salma’nın oğlu, benimde bacanağım olan Ferhat Kaya’dır. O köy odası da, kendi evinin oturma odasıdır. O eve birçokları gibi bende misafir oldum. O köşesinde oturdum, o köylüyle, sohbet ettim. O köylünün sofrasında yemek yedim, çayını kahvesini içtim.

O resimdeki köylü, mursalıysan başköşeye sözünü simgeleyecek özeliklere sahip, sevilen ve sayılan bir köylüdür. O topraklarda doğmuştur. Ömrü o topraklarda geçmiştir. Köylünün en çalışkanlarından biridir. Cömerttir, yüzü güleçtir. Misafirperverdir. Doğaldır, özü neyse sözü odur. Sofrası bereketlidir. Sesi gürdür, bağırarak konuşur. davranışlarıyla konuşmalarıyla, çalışmalarıyla   Mursalın simgesi haline gelmiştir.

Topalaliğin, zoroğun torunu, kör salmanın oğlu olan, Ferhat kaya’ya, bacanağıma, başköşe’de yerini alan, mursalın has köylüsüne en içten selam sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Bundan sonraki yaşamında, sağlık huzur ve mutluluklar diliyorum.Z.Bal

KÖY BÜYÜKLERİMİZ


Mursal gen.tr.de yayınlan köyümüzün büyükleri köşesini çok etkileyici buldum. Ve gerçekten çok etkilendim. Çünkü her bir köylümüzün, köy büyüklerimizin yüzünde görünüşünde, kıyafetinde, duruşunda, bakışında, öylesine acı ve öylesine tatlı anıların izleri var ki, kelimelerle anlatılmaz, ifade edilmez. O hayatı yaşamak gerek. Onlar harap olmuş, baykuş konmuş toprak ve taştan evlerde yaşayan gerçek köylülerimiz ve büyüklerimiz. Onlar analarımız babalarımız dedelerimiz, ninelerimizdir. Onların dizlerini kıran, bellerini büken yaşam zevklerini yok eden, ne ilerleyen yaşları, ne yoksulluklarıdır. Neden ağrıyan sızlayan bedenleridir. Malların davarlarının yok olmasıdır. Tohumların ekilmeyişi ekinlerin arpaların derilmeyişidir. O resimler, o topraklarda yaşayan atalarımızın köylülerimizin son temsilcileridir. Onların her birisinin ölmesiyle, toprakta ölüyor suda ölüyor, köylü ve köylülükte ölüyor. Kilerlerin bereketi de ölüyor. Onları bu hale getiren sistem utansın. O topraklarda yaşayan atalarımızın son temsilcileri Köy büyüklerimizin ellerinden öpüyorum.

Büyüklerimiz köşesini düşüneni resimleri çekeni, emek vereni, sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Elinize yüreğinize sağlık.

12.12.09

KÖYÜME VE KÖYLÜME KARŞI OLAN ÖZLEMİM GİTMİYOR AZALMIYOR


Gurbet elde yaşayan gurbetçi köylülerimle, Köyümde yaşayan köylülerimle konuşuyorum. Köyüme köylüme karşı olan özlemim gitmiyor azalmıyor.

Köyüme gidiyorum, havasını kokluyorum, soğuk suyunu içiyorum, yaylarını, dağlarını geziyorum, arıs kalmış tarlaları, harap olmuş toprak evleri, yaşlanıp bitap düşmüş, köylü büyüklerimi görüyorum. Köyüme ve köylüme karşı olan özlemim gitmiyor azalmıyor.

Köyümde yetişen, köyümle simgeleşen dillere destan, kuzu oğlak, yemlik, evelik, madımalak, kenger, göbelek, kuşburnu, rengârenk kır çiçeklerini topluyorum. Köyüme ve köylüme karşı olan özlemim gitmiyor azalmıyor.

ÖZLEMİM NASIL GİTSİN NASIL AZALSIN Kİ,

Emekli olup, köye dönenler, atalarından, babalarından kalma yerlere betonarme, evler yapıp maaşlarıyla yaşayanlar, öylesine soğuklar, öylesine fakirler, ( para zenginliğin göstergesi değildir.) öylesine birbirlerine yabancılar ve öylesine paylaşmaktan uzaklar ki,

Harap olmuş, baykuş konmuş toprak evlerde yaşayanlar, ekip biçtikleriyle geçinenler, atalarımız babalarımız, alın terini toprağa düşürenler yani gerçek köylülerimiz, ne kadar sıcaktılar, ne kadar içten ve candandılar, gönülleri gözleri ne kadar toktu, kilerleri doluydu, sofraları bereketliydi, paylaşmayı severlerdi. Yüzleri güleçti.

Köyünde, ekip biçen, mal davar besleyen, alın teriyle geçinen, alın terini toprağa düşüren, çalışkan köylülerimizi özlüyorum.

Köylülerimizin, sıcaklıklarını, içtenliklerini, doğallıklarını, gönüllerinin ve gözlerinin tokuşluğunu, kilerlerinin doluluğunu, sofralarının bereketini, yüzlerinin güleçliğini, paylaşımlarını özlüyorum.

Köylüsüne destek olmayan, köylüsünü korumayan, köylüsüne hizmet vermeyen, köylüsünü fakirleştiren, köylüsünü ata yurdu, baba ocağından uzaklaştıran, köylüsünü toprağından uzaklaştıran, köylüsünü, köyüne yabancılaştıran sistem utansın.

Köyüme, köylülerime selam olsun. Köyüne özlem duyan yüreklere selam olsun. Köy büyüklerimin nasırlı ellerinden öpüyorum.

Önemli not: Mursal gen tr. Sitesi köy büyüklerimizin yani gerçek köylülerimizin resimlerini yayınlanıyor. O resimleri lütfen görün. Her bir resim kadar çok şey ifade ediyor ki. Onların görünüşünde onların yüzünde köyü ve köylüğü Acı ve tatlı anılarıyla yaşacaksınız. Onlar nesillerinin son örnekleri.