CHP’den istifa edenleri savunmak gibi bir niyetim asla yok.
Ama istifa edenleri kolayca suçlayan, yargılayan anlayışa da sormak zorundayım:
Özellikle son 15 yıl içinde;
CHP’nin anayasası olan tüzük kurallarına gerçekten uyuldu mu?
Uyuluyor mu? Cevap açık: Hayır.
Denetim mekanizması çalışıyor mu?
Hayır. Hayır
Tüzüğe aykırı davrananlar hakkında disiplin işlemleri yapılıyor mu?
Hayır. Hayır
Şimdi somut sorular soruyorum:
Başarılı, bilgili, yetenekli üyeler mahalle sorumlusu ya da delege yapılabildi mi? Hayır
Mahalle temsilcilikleri gerçekten kurumsallaştırıldı mı? Hayır
Tüzüğün öngördüğü örgüt toplantıları zamanında ve kurallara uygun yapıldı mı? Hayır
Toplantı usullerine riayet edildi mi?
Hakim huzurunda ön seçim yapıldı mı? Hayır
Demokrasi ayıbı olan blok liste yöntemi terk edildi mi? Hayır
Çarşaf liste ile özygür seçim yapıldı mı? Hayır
İl ve ilçe yönetim kurulları toplantılarında tüzük hükümleri uygulanıyor mu? Hayır
Cevapların çoğu ne yazık ki ortadadır
Hayır, hayır, yine hayır.
Daha saymaya kalksam sayfalar dolusu örnek çıkar.
Bu sorulara “evet” diyebilecek tek bir örgüt yöneticisi çıkıp da bunu belgeleriyle ispatlayabilir mi?
Vallahi de billahi de çıkamaz. Çıksa da kanıtlayamaz.
Hiç kimse kusura bakmasın:
Bu kadar ilkesizliğin, kuralsızlığın, disiplinsizliğin ve denetimsizliğin olduğu bir yerde çürümeler yaşanması kaçınılmazdır.
Slogan atmakla demokrasi olmaz.
Nutuk atmakla demokrasi olmaz.
Miting yapmakla demokrasi olmaz.
Toplantılarda saatlerce konuşmakla demokrasi olmaz.
Demokrasi; kuralla, tüzükle, denetimle ve eşitlikle olur.
Şimdi açık ve net soruyorum:
Amacınız CHP’yi ve parti içi demokrasiyi güçlendirmek mi?
Halkla etle tırnak gibi bütünleşmek mi?
Yoksa sadece koltukları korumak mı? Cevap ver taş duvar. SUSMA