2.2.26

CHP’DE DİSİPLİN UYGULAMALARININ TÜZÜK VE EŞİTLİK İLKESİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ


Bu metnin amacı; herhangi bir nedenle disiplin kuruluna sevk edilen bir parti üyesi hakkında, sevk kararını alan yetkili organlar lehine ya da aleyhine bir kanaat oluşturmak değildir. Kişiler veya makamlar üzerinden bir değerlendirme yapılması hedeflenmemektedir.

Değerlendirme, bütünüyle parti hukuku, Cumhuriyet Halk Partisi Tüzüğü, ilgili disiplin mevzuatı ile adalet ve eşitlik ilkeleri esas alınarak yapılmaktadır.

Bir parti üyesine disiplin cezası uygulanırken dayanak alınması gereken temel norm, partinin anayasal belgesi niteliğindeki CHP Tüzüğü ve buna bağlı Disiplin Yönetmeliğidir. Disiplin hukukunun sınırları ve koşulları, ancak bu düzenlemeler çerçevesinde belirlenebilir.

CHP Tüzüğü’nün 68. maddesinde, disiplin suçu sayılan fiiller açıkça düzenlenmiş; Disiplin Yönetmeliği’nde ise bu fiillere uygulanabilecek yaptırımlar ayrıntılı biçimde hüküm altına alınmıştır.

Anılan tüzük ve yönetmelik hükümleri, parti içindeki tüm üyeler, organlar ve görevliler açısından bağlayıcıdır ve hiçbir ayrım gözetilmeksizin eşit uygulanmak zorundadır.

Bu çerçevede, hukuken ve vicdanen yanıtlanması gereken temel soru şudur:

Disiplin suçu işlendiği iddiasıyla bir üye hakkında, tüzük ve yönetmelik hükümleri derhal işletilirken; aynı normlara aykırı davranan parti organları ile bu organlara seçilmiş kişiler hakkında uzun yıllardır neden disiplin süreci başlatılmamaktadır?

Ayrıca, CHP Tüzüğü’nün 32. maddesi uyarınca, parti organlarının tüzük ve yönetmeliklere uygun faaliyet gösterip göstermediğini denetlemekle görevli mekanizmaların neden etkin biçimde işletilmediği; bu durumun hukuki ve siyasi gerekçesinin ne olduğu da açıklığa kavuşturulması gereken bir diğer husustur.

Son 16 yıl içerisinde bu kapsamda çok sayıda somut örnek sunulmuş, yazılı ve sözlü başvurular yapılmış, çeşitli sorular yöneltilmiştir. Buna rağmen, bugüne kadar bu soruların hiçbirine parti yetkilileri tarafından tatmin edici ve gerekçeli bir yanıt verilmemiştir.

Bu ilkesel ve hukuka dayalı tutumun kişisel sonuçları olmuştur. Ancak söz konusu yaklaşım; CHP Bursa örgütü ile 26 yıldır üyesi bulunduğum Yıldırım İlçe Örgütü’nün geçmiş dönem yöneticileri tarafından yakından bilinmektedir. 

Tüzüğe bağlılık temelinde sürdürülen bu duruş, parti örgütü açısından bilinen ve tanınan bir yaklaşımdır.

Tüzük hükümlerinin uygulanmasında ortaya çıkan çifte standart, yalnızca bireysel hak duygusunu değil; adalet, eşitlik ve hukuki güvenlik ilkelerini de zedelemektedir. Daha da önemlisi, bu tür uygulamalar Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal itibarına ve hukuk devleti iddiasına zarar verme riski taşımaktadır.


Bu nedenle, parti disiplin hukukunun kişilere göre değil, kurallara göre işletilmesi; tüzüğün hem üyeler hem de parti organları açısından eşit ve tutarlı biçimde uygulanması, kurumsal sorumluluğun zorunlu bir gereğidir.